Dünyada Türkiye’den başka baraj yapan ülke kalmadı

Kaynak: Açık Gazete, 15 Ocak 2012

Türkiye’nin en uzun ikinci uzun mesafe yürüyüş rotası olan St. Paul Yolu’nu projelendirerek turizme kazandıran İngiliz yazar, gezgin ve turizmci Kate Clow, 2015 yılına kadar Antalya- Avrupa kıtası arasındaki rotalarla birleştirilmesi planlanan St. Paul Yolu’nun önemli bölümünü etkileyecek olan Kasımlar Barajı ve HES projesine tepki gösterdi.
TOROSLAR’DAKİ ROMA VE SELÇUKLU YOLLARINA HES TEHDİDİ

İngiliz asıllı Türk vatandaşı yazar Kate Clow, Antalya ve Isparta sınırlarını kapsayan ve Türkiye’nin ikinci uzun mesafe yürüyüş rotası olan St. Paul Yürüyüş Yolu’nun geliştirilmesi için uzun yıllardır çalışıyor. Antik Roma yollarıyla, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalma kervan ve katır yollarını yokolup gitmekten kurtararak turizme kazandırmayı hedefleyen Clow’un bu projesi yaklaşık on yıldır sürüyor. Her yıl dünyanın dört bir yanından gelen yürüşçüleri ağırlayan St. Paul Yolu’na ilgi giderek de artıyor. Ancak Clow’un başı bugünlerde rota üzerinde inşa edilmek istenen baraj ve HES projeleriyle dertte. Çünkü Antalya ve Isparta sınırlarında Toros dağlarının en zengin coğrafyasında projelendirilen Kasımlar Barajı ve HES projesi, St. Paul Yolu’nun önemli bir bölümünü olumsuz ölçüde etkileyecek.

NİSAN’DA YÜRÜYÜŞÇÜLER GELMEYE BAŞLAYACAK

Kasımlar Barajı ve HES Projesinin kapsadığı alanda antik yolları da kapsayan yürüyüş rotaları ve konaklama tesisleri oluşturmak için kapsamlı bir proje üzerinde çalıştığını anlatan Kate Clow, Kesme, Çukurca, Değirmenözü, Çaltepe, Selge ve Karabük köylerini kapsayacak alternatif rotanın üç dilde yayınlanacak kitapla turizmin hizmetine sunulacağını söyledi. Rota boyunca konaklama yerlerinin sayı ve kalitesinin arttırılmasını hedeflediğini dile getiren Clow, “küçük grupların konaklayabileceği ev pansiyonları oluşturmayı amaçlıyoruz. Proje hayata geçtiğinde Kesme ve Selge arasında her gün yürüyüşçüler olacak ve her köyde para bırakacaklar. Bu çalışmaların ardından Nisan ayında yürüyüşçüler gelmeye başlayacak” dedi.

‘ANTALYA’YI EVLİYA ÇELEBİ YOLU’NA BAĞLAYACAĞIZ’

St. Paul Yolu uzun vadede yılda 100 bin yürüyüşçünün katedeceği önemli bir rota olacağını dile getiren Clow, “Avrupa Birliği bünyesinde de St. Paul Yolu’nun Antalya ile Avrupa kıtası arasındaki bölümünün bağlantısının yapılması konusunda çalışmalar yapılıyor. Öncelikle Antalya- Yalvaç arasındaki rotayı iyileştirmeye çalışıyoruz. Afyon Frig Yolu, oradan Eskişehir’den İstanbul’a kadar Evliya Çelebi Yolu ile bağlantısını yapacağız. İstanbul’dan sonra ise Sultan Yolu ile Avrupa kıtasına bağlantı yapacağız. AB delegasyonu ve Avrupa Konseyi’nden katılımcılarla birlikte Şubat ayında bu kapsamda bir toplantı gerçekleştireceğiz. En geç 2015 yılına kadar projenin hayata geçmesi öngörülüyor” diye konuştu.

‘TÜRKLER GÜZELLİKLERİNİ NASIL BÖYLE MAHVEDEBİLİYORLAR’

Kasımlar Barajı konusundaki endişelerini Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerine ilettiğini kaydeden Clow, “Kasımlar Barajı’nın kapsayacağı alan, St. Paul Yolu’nun önemli güzergahlarıyla kesişiyor. Bu durum gelecek vadeden bu projeyi olumsuz etkileyecek. Bölgeye gelen turistler, sabah gözlerini açıp vadiye baktıklarında baraj inşaatı ve moloz yığınlarıyla karşı karşıya kalacak. Patlayan dinamitler, iş makineleri, kamyonlar ve dayanılmaz bir gürültü. ‘Ahh! Neden buraya geldik!’ diyecekler. Ben bu durumu tur şirketlerine nasıl izah edebilirim? Bir vadi neden bu şekilde mahvediliyor anlamıyorum. Türkiye, o kadar güzel bir ülke ama Türkler sahip oldukları güzellikleri mahvedebiliyorlar. Bu inanılmaz bir şey! Sanki bir cinayet” şeklinde konuştu.

KÖPRÜÇAY, BALIK BAYKUŞU’NUN TEK YAŞAM ALANI

Kasımlar bölgesinin turizm çeşitliliği açısından gelecek vadeden, değerli bir alan olduğunu kaydeden Clow, bir kaç ay önce bu bölgede Türkiye’de ilk kez bir baykuş türüne rastladıklarının altını çizerek konuşmasını şöyle sürdürdü: “Balık Baykuşu adı verilen bu değerli tür dünayda sadece Hindistan’da yaşadığı biliniyordu ama Türkiye’de sacede bu bölgede görüldü. Köprüçay’ın sularında yaşayan balıklar ve kurbağalarla besleniyor ve yuvalarını bu kanyona yapıyor. Kanyon boyunca avcılık yapıyor. Bu çok önemli bir değer ama yokolmak üzere. Artık UNESCO koruma kavramının bütüncül olmasından yana tavır sergiliyor. Köyleriyle, gelensel yaşamıyla, doğasıyla ve uygulanacak her türlü projesiyle bütüncül bir koruma anlaşıyı geliştirmek gerekiyor.”

‘TOROSLAR’IN SULARIYLA OYNARSANIZ ANTALYA RİSKE GİRER’

Baraj projesinin kapsadığı bölgede Çukurca ve Kesme köyleri arasında Roma döneminden kalma merdivenli antik yolların bulunduğunu söyleyen Clow, Değirmenözü köyü yakınında bulunan Roma köprüsünün de HES projesinin altında kalacağını kaydetti. Köprüçay Havzasındaki HES ve baraj projelerinin hayata geçmesiyle vadinin özelliğinin yokolacağını savunan Clow, “çünkü Toros Dağları bana göre çok önemli. Çünkü bütün bu sahil kısmında yer alan yerleşimlerin hemen hepsi Toroslar’dan besleniyor. Eğer Toroslar’ın çok değerli olan sularını bu biçimde heba ederseniz. Antalya kıyılarında turizmde, tarıma bütün sektörler Toroslar’ın sularıyla hayat buluyor. Toroslar’ın sularıyla oynamaya başlarsak sahildeki insanlar risk altına girer. Bunu görmüyorlar. Her yıl daha az kar yağıyor Toroslar’a ama her yıl daha çok suyu bilinçsizce tüketiyoruz. Yıllık tükettiğimiz suyun oranı, rezervlerimizin çok üstünde. Türkiye bu açıdan her yıl eksiye doğru gidiyor” diye konuştu.

‘DÜNYA İFLASA SÜRÜKLENİYOR, TOPRAKLARINIZI SATMAYIN!’

Kasımlar ve bölgenin diğer köylerinde yaşayanlara da uyarılarda bulunan Clow, 15 yıl sonra kentlerdeki yaşamın çok daha zorlaşacağının altını çizerek şöyle konuştu: “Kentler daha çok kalabalık ve sıcak, benzin fiyatları çok daha pahalı olacak. Hepsinden önemlisi iş alanları daha da azalacak. Dünya ekonomisi iflasa doğru sürükleniyor. İşte o zaman geldiğinde kendi köyüne geri dönmek isteyeceksin. İşte o zaman şimdi kolayca gözden çıkardığınız topraklarınız için çok üzüleceksiniz. Gıdanızı, hayvanlarınızı nerede yetiştireceksiniz o zaman. Hangi tarladan karnınızı doyuracaksınız. Türkiye’de şimdilik bir şey garanti; insanlar nerede yaşıyor olursa olsunlar kendi köylerine döndüklerinde kendi ihtiyaçlarını sahip oldukları topraklarda üretebilirler, hayatlarını sürdürebilirler. Bu, gençer için daha çok önemli bir yaşam garantisidir. Toprak bir mirastır ve geleceğin garantisidir. Topraklarınızı asla terk etmeyin ve satmayın.”

‘DÜNYADA TÜRKİYE’DEN BAŞKA BARAJ YAPAN ÜLKE KALMADI’

Türkiye’nin enerji ihtiyacını güneşten karşılayabileceğini savunan Clow, bu yönde yapılacak düzenlemelerle yaşamı tahrip eden barajlara ihtiyaç olmayacağını savundu. Dünya genelinde solar enerji panolarının fiyatları giderek düştüğünü anlatan Clow, “Avrupalılar bir çok vadisini bu şekildeki HES projeleriyle mahvettiler ama şimdi çok üzülüyorlar. Yeniden eski haline getirmek için uğraşıyorlar. Pakistan bile barajlarını yıkmaya başladı. Ben 15- 20 yıldır yeni baraj inşa eden ülke görmedim. Türkiye hariç tabiii. Ben Türkiye’yi çok çağdaş bir ülke sanıyordum. Nüfus çok genç, hareketli bir ülke. Neden bu geri kalmış teknolojileri uygulamaya kalıyorlar anlamıyorum” dedi.

İSVİÇRELİ ŞİRKET BATTI, TÜRKİYE’NİN BARAJI ÇALIŞAMIYOR’

HES projeleri ve bu projelere donanım sağlayan sektörle Dünya Bankası arasında kolay kredilendirme ilişkileri bulunduğunun altını çizen Clow, İsviçre’de HES tirbünleri üreten büyük bir şirketin iflas ettiğini ve Artvin’de yıllardır bir türlü bitirilemeyen büyük bir barajın bu nedenle işletmeye alınamadığını öne sürdü. Clow, “enerjide dışa bağımlıyız diyorlar. Oysa asıl teknolojide dışa bağımlılar. Biz Çoruh’taki yanlıştan bir şey öğrenmedik mi. Hiç ders almadık mı olanlardan. O kadar kişi göç etti, o kadar çiftçi iflas etti hala bir şey öğrenmedik mi biz bu olanlardan. Zeytinden pirince her şey yetişiyordu Arvin’de, şimdi bitti! ” görüşünü savundu.

Yusuf Yavuz