Barajlar artarsa

Kaynak: Arif Arslan, Batman Çağdaş, 15 Şubat 2012

Son yıllarda mantar türer gibi sayıları hızla artan ve akarsuların geçtiği bir çok yerde irili-ufaklı barajların yapımı doğa-dengeyi alt-üst ediyor.1986’da dönemin Başbakanı merhum Turgut Özal’ın temelini attığı Batman barajı yapılmadan, kar yağışının belki de en fazla yağdığı yerlerdendi Batman. Son 20 yılda ise kar yağışına tanık olmayan bir İl konumuna geldik.

ŞAYET BARAJLAR ARTARSA…

Batman barajı yapılmadan bu bölgede kar yağışının etkili olduğu yerlerden biri de Batman ovasıydı. Yaklaşık 20 yıldır Batman barajı hizmette. O gündür, bugündür Batman merkezi ile çevresinde kar yağışına tanık olan yoktur.
Nedeni de doğa-dengeyi alt-üst eden, iklimi değiştiren; devasa barajlardır.
Büyük barajların bizden neler alıp götürdüğünü yıllar sonra görebiliyoruz.
Batman barajı, Batman ve yöresini kar yağışından etti.
Şimdi sırada Ilısu barajı var.
Bu barajın inşaatı tüm hızıyla sürüyor…
Hasankeyf’in bir bölümü ile toplam 212 yerleşim birimini suya bırakacak, 55 ila 60 bin insanı yerinden edecek Ilısu, Batman barajından belki de çok vahim sonuçlar doğuracak…
Uzman değiliz, elimizde felaket getirecek diye ciddi somut veriler de yok ama; bilim adamlarının, akademisyenlerin ortaya attıkları tezlerden kaygılanmamak elde değil.

NEM ORANI ARTACAK…
Ilısu tamamlandığında yarım adaya dönüşecek Batman ve yöresinde yaz aylarında görülmeyen ‘nem oranı’ artacak. Oysa 50 dereceye varan yaz aylarında nemin ‘n’si bile hissedilmezdi buralarda…
Baraj sadece ‘nem oranı’nı yükseltmeyecek. Belki de çok daha büyük bir tehlikenin de eşiğine geleceğiz.
Uzmanların iddiasına göre; yüzyıllar öncesinde veba salgınında; toplu ölümlerin yaşandığı önemli kentlerden biri Hasankeyf’ti. Şayet baraj havzasında su tutulursa, o toplu mezarlardaki vebanın, akarsuyla buluşmasına; ne diyecekler uzmanlar?
Bu, artık uzmanların işidir. Bize bir şey düşmez. Ancak kaygıları da paylaşmak bir görevdir.
Bir de Ilısu barajının yapıldığı alan 90 derecedeki kaplıcaların bulunduğu bölgede yapıldığını da unutmamak gerek.
Devasa barajları yapmakla bu yöre refah, huzur ve istihdamı bulmadığı da bir gerçektir. Ciddi riskleri göz ardı etmemek gerekiyor.
Batman barajı, lısu barajı derken…
Bir başka yeni baraj daha önümüzde duruyor; Zore barajı…
Dünyanın en güzel endemik doğanın olduğu Zore çayı yatağı da bir kaç yıl sonra uyduruk bir baraja feda edilecek.
O güzelim manzara ne İsviçre’nin Alplerinde ne de başka bir coğrafyada vardır. Ters lalelerin yetiştiği, bir kilo ağırlığındaki domates, fıstık ve bademlerin diyarı Zore çayı da maalesef bir kıytırık baraja daha kurban edilecek.

“ESKİDEN 2-3 METRE KAR YAĞARDI”
Bu yıl Batman ve çevresi hariç, kırsal alan ile çevre illerde kar yağışı herkesi şaşırttı. Çünkü, uzun süredir bu denli yağan kar yağışına kimse tanık olmamıştı.
Kış mevsimi geldi mi gözler Sason’un 2973 metre yükseklikteki Mereto dağına çevrilir, kar kalınlığının kaç metreye ulaştığını merak eder, yöre insanı.. Mereto dağı ve eteğinde yer yer kar kalınlığı 2-3 metreyi bulur. Bir de yaz-kış Mereto zirvesinden ‘beyaz örtü’ eksik olmaz.
Ya Mereto’nun çevresinde nasıl olur manzara?
O’nu da isterseniz; çocuklulukları ve gençliği o köylerde geçenlerden öğrenelim.
Zore çayı yatağına yakın Diyarbakır-Kulp sınırındaki Balbaşı (Xeribe) köy muhtarı Hayrettin Çelik anlatıyor;
“Bu yıl köyümüz ile çevresinde kar kalınlığı diz boyuydu. Bu da yıllar sonra görebildiğimiz bir görüntüydü. Bir süredir çok ciddi bir kar yağışı olmuyordu. 1990 yılına kadar köydeydim. O dönemlerde kar yağdığında 2-3 metreyi bulurdu. Köyün gençleriyle ava çıktığımızda dereden geçen su masmavi akardı. Derenin etrafında kar yüksekliği rahatlıkla 3 metreyi bulurdu. Şimdi o görüntüler maalesef yok. Ne masmavi su var ne de üç metre yükseklikteki kar. Ne güzeldi o dönem…”
Balbaşı Muhtarı Çelik, geçmişe ‘özlem’ duyuyor. O muhteşem doğayı anlatınca doğa dengenin nasıl alt-üst olduğunu da bir yerde özetliyordu.
Aslında bu yerleşim birimlerinde en büyük tehlike Zore çayı yatağında yapılması planlanan baraj olacaktır.
Şayet bu baraj Zore çayında yapılırsa; O zaman o yörenin endemik yapısından tutun da dünyanın en güzel bitki örtüsü de bir yerde yok olacaktır.
Kıytırık bir baraj daha nefesimizi daraltacaktır. Dünyanın en güzel doğasına sahip bir bölgeyi daha kaybedeceğiz.
Kısacası; yörede sayıları hızla artan irili-ufaklı barajlar hiç de hayra alamet değil…