Kullanılan ucuz teknoloji, HES’lerde tahribat oluşturdu

kullanilan-ucuz-teknoloji-heslerde-tahribat-olusturduKaynak:Bugün, 29 Eylül 2013
Hidroelektrik Santrallerin(HES) yapımında kullanılan kalitesiz-ucuz teknolojiler, santrallerin elektro-mekanik sistemlerinde tahribat oluşturdu. Gerek özel sektör, gerekse kamunun elinde bulunan bazı HES’lerde kısa sürede oluşan tahribat ciddi boyutlara ulaştı. Elektrik Üretim A.Ş Hidrolik Santraller Daire Başkanı Atilla Özmen, sorunun ciddi boyutlara ulaştığını söyledi. Sorunun ciddi anlamda yaşandığı HES’lerden birinin Obruk Barajı olduğunu ifade eden Özmen, HES’de kullanılan kalitesiz ve ucuz teknolojiden dolayı tahribat ve korozyon oluştuğunu söyledi. Özmen, “Tahrip gören, malzemeler değiştirilmediği ve yenilenmediği takdirde santraller, her an can ve mal kaybına sebep olabilecek derecede tehlike saçıyor.” dedi.

“OBRUK BARAJI ALARM VERİYOR ÖNLEM ALINMAZSA DURUM VAHİM”

Ankara’da geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen ‘Mikro Ölçekli Hidrolik Santrallar ve Faydaları’ konulu sempozyumda konuşan Özmen, yapılan HES yatırımlarda kullanılan ucuz ve kalitesiz teknolojilerin, kısa süre sonra sıkıntıya sebebiyet verdiğini anlattı. Özmen, bu konuda 4 yıl önce yapımı tamamlanan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılan Obruk Barajı’nda kullanılan teknolojiden dolayı ileri derecede tahribat ve korozyon oluştuğunu ifade etti. Özmen, “Tahrip gören, malzemeler değiştirilmediği ve yenilenmediği takdirde santraller, her an can ve mal kaybına sebep olabilecek derecede tehlike saçıyor.” dedi.

“AYIPLI MALZEME KULLANILDI”

Altınkaya HES İşletme Müdürlüğünce hazırlanan “Obruk HES Malzeme ve Daimi Donanımı ile İlgili Sorunlar” raporunda da 2009 yılında üretim faaliyetine başlayan Obruk Barajı’nda kısa sürede birçok sorunla karşılaşıldığı belirtildi. Özellikle işçilik ve malzeme kalitesizliği nedeniyle sorunlar oluştuğu ifade edilen raporda, “Genel olarak Obruk HES’de kullanılan malzemelerde çok önemli bir korozyon ve yıpranma olduğu görülmektedir. Bu kadar kısa sürede malzemelerin bu denli sorun oluşturması kullanılan malzemenin Ayıplı Malzeme olduğunu düşündürmektedir.” denildi.

“DSİ SORUNA ÇÖZÜM BULMADI”

Raporda, daimi donanımın yanı sıra bazı elektromekanik sorunların da santral devreye girdiği günden bu yana devam ettiği, bunun sonucunda da santralin devre dışı kaldığı da ifade ediliyor. Belirtilen hususlarla ilgili 24 Ocak 2013 tarihinde DSİ’ye durumun iletildiği belirtilen raporda, DSİ verdiği cevabi yazıda bildirilen sorunlarla alakalı çözüm geliştiremediği de vurgulanıyor.

“MANSAP KAPASİTESİ İLE İLGİLİ ÇÖZÜM SAĞLANAMADI”

Raporda, Obruk HES’de mevcut 4 ünitenin aynı anda çalıştırılabildiği takdirde mansaba 375 metre küp su verilmiş olacağı da kaydedildi. Ancak mansap kısıtları sebebiyle aynı anda ikiden fazla ünite devreye alınamadığı ifade edildi. Raporda şu ifadelere yer verildi: “İkiden fazla ünitenin aynı anda çalıştırılamaması kuruluşun üretim programı ve sistemin elektrik üretim-tüketim dengesi açısından sorun yarattığı gibi, özellikle feyezan döneminde ünitelerin çalıştırılmasında belirsizlikler meydana gelmektedir. Obruk Barajı’nın mansap kapasitesinin 4 üniteyle birlikte dolu savaktan atılabilecek suyu da karşılayacak şekilde arttırılmasının gerekli olduğu tarafımızca müşahede edilmekte olup konu defalarca DSİ Genel Müdürlüğüne aktarılmış olmakla birlikte 2009 yılından bu güne mansap kapasitesi ile ilgili bir çözüm sağlanamamıştır.”

Raporda, konuyla ilgili olarak Elektrik Üretim A.Ş’nin nezdinde, DSİ için gerekli hukuki prosedürün işletilmesi adına çalışmaların başlatıldığı da ifade edildi.

“VANA PATLADI, ŞANLIURFA HES 2 YIL SU ATTI”

Özmen, Sempozyum sunumunda Şanlıurfa Hidroelektrik Santrali’nde de benzer sorunların yaşandığını anlattı. Son teknolojiye göre yapılan kanal tipi santralde kullanılan TSE onaylı Türkiye menşeli bir vananın patladığını ifade eden Özmen, “2 yıldır baraj su atmak durumunda kaldı. Su içinde kalan santral, şu anda bile sıkıntı içeresinde.” bilgisini paylaştı. Özmen, EÜAŞ’ın bu HES’te de gerekli incelemeleri yaptığını ve önlemler aldığını kaydetti.

“ROMEN TEKNOLOJİNİ TÜBİTAK GÜNCELLEDİ, BARAJ ÜRETİM REKORU KIRDI”

Gezende HES’te de Romen teknolojisi kullanıldığını belirten Özmen, kullanılan malzemenin demode seçildiğini, bunun da barajda sıkıntılara sebep oluşturduğunu dile getirdi. Özmen, TÜBİTAK ile yeni bir tasarım yapılarak santral motorlarının değiştirildiğini anlattı. Yapılan değişiklikle santralin 2013 yılında ilk 9 ayda yaklaşık 700 milyon kWh elektrik üretimi yaparak kuruluşundan bu yana santralin bir yıllık üretimleri içerisinde bu sene rekor kırdığını ifade etti. Türkiye’nin geldiği noktada teknolojisini geliştirmesi gerektiğini tavsiyesinde de bulundu. Büyük barajlar yapılmasına rağmen elektromekanik aksam noktasında Türkiye’nin çok geride kaldığını dile getiren Özmen, “Türkiye’de yapılan teknoloji seçimlerinde çok ciddi hatalar ve sıkıntılar oluşuyor. İyi projelerde söz konusu, ancak bunun yanında kötü örneklerde bulunuyor, ancak bunun yanında kötü örneklerde bulunuyor.” ifadelerini kullandı.

Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre de, Midilli hattında da benzer sıkıntılar yaşanıyor. Kullanılan kalitesiz teknolojiden dolayı, cebri drenaj vanası patlayarak santral binasını su bastı. Benzer sorunlar Cindere HES’te de kendisini gösteriyor.

“EPDK’DAN ÜRETİM LİSANSI ALAN ŞİRKETLERİN DENETİMİ YOK”

HES’lerdeki denetimsizlik ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Elektrik Mühendisleri

Odası (EMO) Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Göltaş ise kamu kurumlarına ait HES denetimlerinin, yeterli olmasa da, gerçekleştirildiğini, ancak özel sektöre ait HES’lere yönelik denetimin olmadığını ve herhangi bir mevzuat bulunmadığını dile getirdi.

Göltaş, EPDK’dan üretim lisansı alan şirketlerin piyasada kendi haline bırakıldığına dikkat çekti. Gerek inşaat, gerekse işletme aşamasında kamusal nitelikli bir denetim yapılmadığını da vurgulayan Göltaş, HES’lerde su yapıları bölümleriyle ilgili DSİ’nin Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği’nin yürürlükte olduğu süreçte, özel denetim şirketleri eliyle yapılan denetimlerin kamusal amaçlara uygun bulunmadığını, etkili ve etkin olmadığını söyledi.

Yürürlüğe konulan yönetmeliğin Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği tarafından dava konusu yapıldığına da değinen Göltaş, kamu görevlilerinin yapması gereken denetim hizmetinin, piyasa koşullarına terk edildiğini de savundu. Göltaş, bu denetimin işin doğasına aykırı bir içerik taşıdığına da işaret etti.

“DENETİMLERİN ÖZEL SEKTÖR ELİ İLE YAPILMASI ANAYASAYA AYKIRI GÖRÜLDÜ”

DSİ’nin çıkardığı Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği’nin iptal ediğini de hatırlatan Göltaş, TMMOB ile birlikte dava sürecinde aktif bir şekilde yer aldıklarını da dile getirdi. Göltaş, 6111 sayılı yasanın Geçici 14. maddesi 1. fıkrası (f) bendinde yer alan denetimlerin özel sektör eliyle yapılabilmesine imkân tanıyan hükmün Anayasa’nın 128. maddesine aykırı görüldüğünü de aktardı.

“DENETİM PLANLANMA AŞAMASINDAYKEN BAŞLAMALI İŞLETME AŞAMASINDA DEVAM ETMELİ”

HES’lerin planlama aşamasındayken kamu otoriteleri tarafından denetlenmesi gerektiğinin altını çizen Göltaş, şöyle konuştu: “HES’lerin yer tespiti havza planlaması ile başlayarak, fizibilitesinin yapılması, çevresel etki değerlendirmesinin halkın aktif katılımıyla gerçekleştirilmesi, projesinin onaylanması ve yapım aşamasında da kamu görevlileri tarafından mevzuata ve projeye uygunluk bakımından denetime tabi tutulması gerekmektedir. Santraller, yapımı tamamlandıktan ve kabul işlemleri yapıldıktan sonra işletmeye alınmalı ve işletme aşamasında da periyodik olarak denetime tabi tutulmalıdır. Denetim periyodu yapının özelliğine göre kamu denetim birimi tarafından tespit edilmelidir.”

“STANDART DIŞI MALZEME KULLANILMAMASI GEREKİYOR”

Kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren yapı ve tesislerde kullanılacak malzemenin standardının, bu alanda görevli kamu birimleri tarafından belirlenmesi gerektiğinin altını da çizen Göltaş, “İster kamu eliyle yapılsın isterse özel sektör tarafından yapılsın, standart dışı imalat ve malzeme kullanılmasına izin verilmemelidir” dedi. Bunun sağlanması amacıyla da kamu ihalelerinde şartnamenin, malzemenin özelliğini gerektirdiği ölçüde belirleyecek şekilde hazırlanması gerektiğine işaret eden Göltaş, şöyle devam etti: “Özel sektör tarafından gerçekleştirilen yapılarda, kamu birimleri tarafından yapılan denetimlerde bu hususun gözetilmesi ve standart dışı malzeme kullanılmasına izin verilmemesi gerekir. Aksi halde hem yapım aşamasında, hem de işletme aşamasında kullanılacak standart dışı, hatalı malzeme kullanımı can ve mal kayıplarının oluşmasına sebep olur. Ulusal ekonomiye de zarar verecek bu tür kötü uygulamaların önüne geçilmesi, sağlıklı bir denetim mekanizmasının kurulmasıyla olanaklıdır.”

DSİ BARAJLAR DAİRE BAŞKANI: HES’İ DEVRETTİK, SIKINTININ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM

Konu ile ilgili iddiaları sorduğumuz Devlet Su İşleri Barajlar ve NES Dairesi Başkanı Ergün Üzücek ise Obruk Barajı çalışmayan ünitelerin, barajlardaki kullanılan düşük ve kalitesiz teknolojiden kaynaklanmadığını söyledi. Çalışan ünitelerin ikisinin de tamamının da aynı miktarda enerji ürettiğini dile getiren Üzücek, “Bu barajı EÜAŞ’a devrettik. Devrettiğimiz için bir sıkıntının olduğunu zannetmiyorum.” dedi.

HES’lerde, düşük kalitesiz teknoloji kullanıldığı iddialarının sorulması üzerine de Üzücek, “Biz o işi devrettik. Şu anda enerji de üretiyor. Sorun işletmeden mi kaynaklanıyor neden kaynaklanıyor, bunun içinde gidip bakılır. Şu anda da epeydir işletme de olduğu için santral, işletme de EÜAŞ’a bağlı. Zaman zaman bakımlarının yapılması, kamu tutanakları devirleri yapılmış. Dolayısıyla bu kapsamda değerlendirme yapmak lazım. İş bizden çıkalı 7-8 oldu çıkalı.” ifadelerini kullandı.